|
|
 
28 Şubat 2008 - Ahmet Tuna Alp - AkademiBulteni.net Söyleşi
Serkan BEYDE(Vokal - Gitar), Engin GÜRCAN(Solo Gitar - Back Vokal), Efe AKIŞIK(Bateri), Sinan YALÇIN(Bas Gitar)’dan oluşan “PARAGRAF”ın başlangıç hikayesi nedir?
Efe: Bizim başlangıç hikâyemiz, Serkan’ın bir internet sitesine verdiği bir ilanla başlıyor aslında. İlanda o kadar çok şey yazıyordu ki; sanki klavyenin bütün tuşlarını kullanmışçasına, aklındaki tüm düşünceleri ilana aktarmıştı. Bu işi pek önemsemeyen, ciddiye almayan birinin okumaktan sıkılması içten bile değildi. Belki de bunu test etmek için yaptı, kim bilir. :) Hemen hemen aynı şeyleri düşünüyorduk. Türkiye’de şarkılarıyla dinleyiciler tarafından saygınlık kazanmış, kendine has bir yapısı olan, kalıcı bir müzik grubu kurmak gibi bir düşünce... Daha sonra Engin Gürcan ve Cenk Sezer’le Paragraf’ın temelleri atıldı. Cenk’le yollarımızı ayırdıktan sonra yeni basistimiz Sinan Yalçın’la birlikte grubumuzun mevcut kadrosu oluştu.
‘’Paragraf’ın oluşmasındaki en büyük etkenlerinden biri; grup elemanlarının kendi fikirleri doğrultusunda müzik yapmak istemeleridir’’. Bunu biraz açar mısınız?
Serkan: Grup elemanların Paragraf öncesinde yer aldıkları grup projelerinde, cover her daim su üstüne çıkmıştı. Cover olayının artık abartılması, belki de bazı müzisyenlerin müzik konusunda daha bilinçli hareket etmesine zemin hazırladı. Ben öncesinde bir cover grubunda yer almadım hiç ama diğer arkadaşlarım bundan fazlasıyla kendi paylarına düşeni aldılar. Ben ise az çok piyasadaki grupları dışarıdan izlediğimden ötürü, bu durumu anlayabiliyorum. Sonuçta hepimiz müziğimize bizden bir şey katmak istiyorduk, dışarıdaki hiçbir şeyin bizim müziğimiz üzerinde etkili olmasını istemiyorduk. Kendimizden ortaya bir şey koyunca, onun samimiyetine gerçekten inanıyoruz. Böyle bir inanç var bizde.
Söz ve müzikleri “Serkan Beyde” düzenlemeleri “Paragraf” olarak yapıyorsunuz; nelerden bahsediyor “Paragraf”?
Serkan: Özellikle herhangi bir konuyu baz alıp, o konu üzerinden hareket etmiyoruz. Bir insanın görebileceği, duyabileceği, izleyebileceği her şeyden bahsediyoruz ve yeni şarkılarımızda da bu şekilde devam edecek. Yani bir konu üzerine ısmarlama şarkı yapmayacağız.
SiyahPerde.net & Rockustik.com da yer alan röportajınızda: ”Bilinçli müzik ile anlatılmak istenilen şu; Paragraf'ın, müziği sıradan bir uğraş olarak gören, üretemeyen, müziğe fazla önem vermeyen gruplardan ayrıldığıdır. Paragraf'ın kimliği ve şarkıları da bunu gösteriyor. Yani bu grup, gövde gösterisi için kurulmadı. Paragraf bir şeyler yapmak için uğraşıyor ve bu anlamda taviz vermiyor” diyorsunuz. Aksi bir durum gruplarda genel itibariyle bir sorun mu; burada vurgu “Paragraf”ın duruşuna mı yoksa diğer müzik ilgilerine bir gönderme mi söz konusu?
Serkan: Bana göre aslında bir sorun bu. Çünkü müziği analiz etmek ve doğru şekilde lanse etmek bence önemli bir misyon. Bu, müziğe bağlı bütün dallar için de geçerlidir; müzik bilimlerinden müzik yazarlığına, müzisyenlikten müzik yayıncılığına kadar.. Bilinçli olmamak bence büyük bir sorun. Sonuçta ne yapmak istediğini tam olarak bilmeden yola çıkıyorsun ve ileride karşı karşıya kalacağın durumların senin müziğin üzerinde etkisi olacak. Birileri: ‘’sırf şu şarkı tutuluyor’’ dediği için, sen onu çalmaya başlayacaksın. Veya sırf çevrendeki müzisyenler belli bir şekilde hareket ediyorsa, onların yaptıklarından etkilenebileceksin. Kendi kuralların bir süre sonra olmayacak bile. Bu anlatımda amaç, biraz da Paragraf’ın duruşuyla alakalı yani kimseye bir gönderme söz konusu değil.
Çalışmalar an itibariyle hangi noktada; nereye doğru gitmekte “Paragraf”?
Efe: Şarkı üretiminde pek aceleci davranmayan bir grubuz. Trafikleri tam olarak oturmuş beş şarkımız var gibi gözükse de; aslında dolaba kaldırılmış bayağı bir yemeğimiz bulunmakta. Dolaptan çıkartıp stüdyoda ısıtıyoruz ve yeterli sıcaklığa geldiğini düşündüğümüzde ise dinleyicilerimizle paylaşıyoruz.
Serkan: Paragraf müzikteki yolculuğuna iyi bir şekilde adım attı bence. Sabırlı bir grubuz, orada da çıkalım, şurada da yer alalım diyerek acele kararlar verip; pişman olacağımız işlere girişmiyoruz. Özellikle konser ve organizasyonlar konusunda çok sabırlıyız. Daha çok insana ulaşmaktan ziyade doğru insanlara ulaşmak gibi bir yargımız var. Albüm konusunda da acele etmiyoruz, sonuçta bu şarkıları biz yapıyoruz. Bugün de dinleyiciye ulaşabiliriz, birkaç yıl sonra da..
Paragraf üyeleri müzikle nasıl tanıştı; “Paragraf” öncesinden ve sonrasından bahseder misiniz?
Efe: 10.yaş günümde teyzemin bana aldığı walkman’le başladı diyebiliriz. Neredeyse sabahtan akşama kadar hiç bıkmadan müzik dinliyordum radyodan. Daha sonra tanınmış büyük grupların kasetlerini arkadaşlardan değiştirerek, hatta boş kasetlere çekerek büyük bir arşivim de olmuştu. Hala durur o kasetlerim bende. Cd belki kolaylık bakımından, bizi uğraşma derdinden kurtarabiliyor fakat bu samimiyeti cd’de bulamıyorum ne yazık ki. Paragraf’ın öncesinde de birçok grupla çalışmalarım oldu, müzisyen dostlarımdan aldığım tecrübeler sayesinde bunları Paragraf’a aktarıyorum diyebilirim.
Serkan: Ben 5-6 yaşlarında müzikle içli dışlı oldum ilk, yani hatırladığım kadarı ile.. O yıllara ait çok şey hatırlıyorum. Mesela sokakta oyun oynarken vita kutularını bir araya getirerek bateri yaptığımı bilirim. Onların kapaklarını da zil olarak kullanırdım. İlk tanışmış olduğum grup Mavi Sakal ve Bulutsuzluk Özlemi idi. Sanırım 96 veya 97 yılıydı.
Son günlerde kimleri dinliyor “Paragraf” üyeleri, vazgeçilmezler kimlerdir?
Serkan: Ben Hammerfall, Amorphis, Skid Row, Audioslave, Pink Floyd, John Lennon, The Clash, The Doors, Mehmet Güreli, Kudret Kurtcebe, Bulutsuzluk Özlemi… Bir sürü isim sayabilirim aslında. Sinan aramızda olamadığı için onun zevklerini de beyan edeyim. hardcore ve alternatif rock grupları başta olmak üzere, birçok türden grubu dinler.
Engin: Yenilerden dinleyecek fazla şey bulamıyorum, hala Guns’n Roses dinlerim.
Efe: Son günlerde Radiohead’in ‘’In Rainbows’’ albümünü ve Metropolis’in ‘’Makine’’ albümünü dinliyorum.
Müzik dışında neler yapıyorsunuz?
Serkan: Ben bir yandan Şehir Rock ve Metal Faust’ta yazıyorum, öte yandan web tasarımı yapıyorum. Efe Ege Üniversitesi Su Ürünleri Mühendisliğinde okuyor. Engin gözlük sektöründe çalışıyor. Sinan da geçenlerde bir işe başladı, gümrükle alakalı bir iş.
Engin: Genelde buluşmalarımız hafta sonu oluyor. Biz de bu fırsatı elimizden geldiğince en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu anlarımızı ya stüdyoda çalışarak ya da bir mekânda oturup sohbet ederek değerlendiriyoruz.
Konser trafiği nasıl gidiyor?
Serkan: Aslında her türlü organizasyonda yer alalım, iyi veya kötü sürekli konser verelim mantığında değiliz. Bu nedenle sabırlı davranıyoruz. Neticede müzik icra ediyoruz. Bu, dinleyiciye doğru bir biçimde ulaşmalı. Sahne tesisatı kötü olan bir konserde yer almak istemeyiz açıkçası. O nedenle konser konusunda biraz temkinli davranıyoruz. En son konserimizi İzmir dinleyicinin önünde 16 Şubat’ta verdik.
Son kelimeleriniz…
Engin: İlerde tarzı bozulmamış bir grup olarak yolumuza devam edeceğimizi garanti edebiliriz.
Serkan: Elimden geldiğince yaptığınız işleri takip ediyorum. Söyleşi için teşekkürler, iyi yayınlar.
Efe: Hayal gücünüzden ve düşüncelerinizden korkmayın.
Röportaj için geçerli adres: http://www.akademi-bulteni.net/news.php?readmore=154
|
|